Psikoloji Soru Bankası

Psikoloji Akademi Soru Bankası

Hazırlayan: Mustafa Said Mert
Soru: 1 / 1000 Doğru: 0

9 Kasım 2011 Çarşamba

Sen Büyüksün, O Daha Küçük Demeyin!Anne babaların büyük çocuklar için kullandığı 'sen ağabeysin, ablasın' sözü çocukların kişiliğini etkileyecek düzeye çıkabiliyor. Küçük kardeşin her yaramazlığına hoşgörüyle bakan ebeveyn birkaç yaş büyük kardeşi ise adeta cendere altına alabiliyor. Psikolog Sevil Yavuz, kardeş çatışmasına taraf olarak müdahale edilmemesi gerektiğini söylüyor.



Ebeveynin diğer bir yanlış davranışı, küçük çocuğun yaramazlıklarını görmezlikten gelmek ve büyük çocuğun en ufak hatasını dahi hemen fark ederek uyarmak. Küçük çocuğun yaramazlıklarının anne babayı mutlu ettiğini söyleyen Yavuz, ebeveynin çocuğun yanlışlarını gülerek daha da pekiştirdiğini belirtti.
Küçük çocuğun sürekli desteklenmesi ağabey veya ablasına saygı duymasını engelliyor. Yavuz, "Küçük o kadar destekleniyor ki, büyük çocuğa her türlü saygısızlığı yapma hakkına sahip olduğunu düşünüyor. İlk belirtisi büyüğüne ağabey veya abla dememesidir." diyor.
Küçük çocuğun özgüveni daha düşük
Evin en küçük çocuğu olmak da birtakım sıkıntılar getiriyor. Pedagog Sevil Yavuz'a göre küçük çocuğa evde ayak işleri yaptırılıyor. "Sen küçüksün kapıya bak, ekmek al, sesini çıkarma" gibi cümleler sık kullanılıyor. Ancak her zaman nazlı büyütülüyor ve korunuyorlar Bu da çocuğun özgüveninin gelişmesine engel oluyor. Çocuk, ebeveyne bağlı bir kişilik yapısı geliştiriyor. Kendi başına bir şey yapmaktan çekinen, yaşadığı sorunlar ebeveyni tarafından çözülen bir çocuk oluyor.
Evin en büyük çocuğu
Kardeşler arası kavgalarda haksız çıkan
Kardeşe ders çalıştıran, yemek yediren
Daima fedakârlık yapan
'Sen büyüksün' sözüne sürekli maruz kalan
Kardeşlerinin elbisesini giymek zorunda kalmayan
İlkleri yaşatan
Evin küçüğü
Korunulan kişi
İş buyurulan sırasında hep birinci olan
Rahat yetişen
Düşüncelerini rahat ifade edebilen
Her zaman bir hata payına sahip olan
Büyük kardeşe sorumluluklarını hatırlatmayın
Kardeş çatışmasına taraf olarak müdahale edilmemeli. Büyük çocuğa taşıyamayacağı sorumluluklar yüklememeli, küçük ise korumacı büyütülmemeli.
Sorumluluklar dile getirilmemeli. Kardeşler evde zaman zaman baş başa bırakılmalı. Büyük çocuk, kardeşine karşı sorumlu olduğunu bilir.
Büyük kardeşin yanlış tutumları yalnızken ve eleştirel olmayan üslupla aktarılmalı, birlikte sebepleri irdelenmeli.

0-3 Yaş Arası Psikiyatrik Bozukluklar


Birçok hastalık gibi psikiyatrik bozuklukların da doğumla birlikte görülebileceğini söyleyen Çocuk-Genç ve Erişkin Psikiyatristi Bengi Semerci, 0-3 yaş arasında görülen psikiyatrik bozuklukları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler verdi.
“Gelişimsel özelliklerin aileye anlatılması, daha çok tutumlara bağlı olan beslenme ya da uyku bozuklukları konusunda bilgi ve eğitim verilmesi sorunları çözebilmektedir. Ancak bu yaşlarda ortaya çıkan ve müdahale edilmesi gereken bazı durumlar vardır. Bebeklik döneminde gelişime etki eden önemli sorunlardan biri bağlanma bozukluğudur. Bebeğin tüm gelişimi için önemli olan bağlanmanın, sağlıklı olmaması müdahale gerektirir. Müdahale bağlanmayı engelleyen nedenleri gidermek, anne ve çocukla çalışmak demektir.”

Tekrarlayan Travmalar Ciddi Bir Sorun

“Bebeğim ihmal ya da istismar edilmesi, tekrarlayan travmalara uğraması bu dönemde olabilecek sorunlardandır. Engelleme ve bebeğin etkilenme derecesini saptayarak ona yönelik terapiler tedavide kullanılır.

Çeşitli fiziksel hastalıklar, nörolojik bozukluklar ve gelişimsel hastalıklar 0-3 yaş çocuklarında beden ve zeka gelişiminde geriliğe neden olabilirler. Eğer fiziksel neden saptanmışsa tedavi ona yönelik yapılır. Çocuk ve ailenin izlenmesi, terapi ile destek ve en önemlisi gelişimini artıracak eğitimlerin düzenlenmesi önem kazanır.”

Tedavi için Erken Tanı Önemli

“Bu yaş grubunun en önemli hastalıklarının başında Yaygın Gelişimsel Bozukluklar ya da çok kullanılan adı ile Otistik bozukluklar bulunmaktadır. Ne kadar erken yaşta saptanırsa, tedavi o kadar kolay olan bu sorunda temel tedavi eğitimdir. Özel eğitmenler tarafından düzenlenecek olan eğitimin yanı sıra aileyi bilgilendirme ve destekleme önemlidir.

Diğer doğumla başlayan ve ömür boyu süren hastalık ise dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğudur. Uykusuz, huzursuz, oyuncaklara ilgisini sürdüremeyen, aşırı hareketli, yeme problemi olan bebekler olarak diğerlerinden ayrılabilirler.

0-3 yaş arasında tedavi planlamaları yoğun olarak aile eğitimi ve desteklenmesi, ailede ihtiyacı olanlara psikiyatrik yardım sağlanması, çocuğun eğitimi ve oyun terapisi olarak yapılır. Ancak çocuk kendisine bedensel zarar verme riski taşıyorsa, yani sık kaza geçiriyor, yanıyor, yaralanıyorsa ilaç tedavisi uygulanır. Benzer şekilde başkalarına zarar veren davranışları varsa ya da gelişimi için gerekli eğitimi alamıyorsa o zaman ilaç tedavisi gündeme gelir.
En sık gelişim geriliklerinde, yaygın gelişimsel bozukluklarında ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda rastlanan bu durumlarda kullanılacak ilaçlar bir çocuk psikiyatristi tarafından seçilmelidir. Uzman çocuk psikiyatristi çocuğun durumunu, kilosunu, ilacın etkinliğini ve yan etkilerini değerlendirerek gerekli durumlarda ilaç kullanabilir. Bu durumlarda kullanılan ilaçların ateşli çıktığı zaman kullanılan ateş düşürücüden, mikrop kaptığında kullanılan antibiyotiklerden ya da sara nöbeti, şeker hastalığı gibi sorunlarında kullanılan ilaçlardan farkı yoktur. Önemli olan çocuk psikiyatristi tarafında doğru ilacın ve uygun dozda kullanılarak, izlenmesidir.”