Psikoloji Soru Bankası

Psikoloji Akademi Soru Bankası

Hazırlayan: Mustafa Said Mert
Soru: 1 / 1000 Doğru: 0

9 Ekim 2011 Pazar

Vakit dua vaktidir



Yatmadan önce, namazdan sonra hatta aklımıza gelen her an... Hepimiz ellerimizi O'na açıp isteklerimizi O'na iletiriz. Peki bu ibadetin psikolojik sıkıntılar üzerindeki etkisi neler? Esma Sayın'ın Dua Terapisi kitabı duanın manevi tedavi işlevine dikkat çekiyor.
Müminin en güçlü silahı dua. Ancak dua yalnızca bir ibadet değil. Kişiyi hem Rabb'iyle hem de kendi iç dünyasıyla barıştırmada bir vesile. Birçok psikolog ve psikiyatr duanın ruhsal problemleri çözmeye olumlu etkisi olduğu görüşünde. İlahiyatçı Yrd. Doç. Dr. Esma Sayın da duanın bu iyileştirici gücüne kayıtsız kalamamış, 'Dua Terapisi' adıylabir kitap yazmış. Hakkâri Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Sayın, yüksek lisansını din psikolojisi doktorasını da tasavvuf tarihi alanında yapmış. Nesil Yayınları'ndan çıkan kitap, duanın psikolojik ve tasavvufi anlamdaki iyileştirici gücünü anlatıyor.
"Dua ettiğimiz anda bizler, beden ve nefis kafesinden kurtularak aynı aşk ve ölümü yaşadığımız anki özgürlüğümüze kavuşuruz. Dua; kendimizi Rabb'imize özü-sözü bir, en şeffaf, yalın ve samimi halde ifade etmenin özgürlüğünü yaşadığımız andır. Dua ederken, yalan söyleyemeyiz; kendimizi saklayamayız ve yalnızlaştıramayız. Bu nedenle dua; aynı aşk ve ölüm gibi hem vazgeçilemez hem de kaçınılmaz en vefalı dostumuzdur." diyor Sayın, kitabında. Kitapta stres, depresyon, gelecek kaygısı, güvensizlik gibi ruhi bunalımlara soru-cevap şeklinde dualarla çare aranıyor.
Mahkûmlar, ev hanımları ve öğrencilerin sorularını cevapladı
Başlıklar ve sorular, mahkûmlar, öğrenciler, ev hanımları gibi çok farklı kesimlerden insanın merak ettiği konulardan oluşuyor. Zira Esma Sayın, Bolu Yarı Açık Cezaevi'nde vaizelik görevini yaparken cezaevindeki mahkûmlar, Hakkâri Üniversitesi'nde hocalık yaparken fakültedeki öğrenciler, camilerdeki vaizelik görevinde de camideki dinleyicilerin kafalarında oluşan soru işaretlerinden çıkmış yola. Gerek mahkûmların üzerinde gerek farklı meslek dallarının ve yakın dostlarının üzerinde duanın manevî terapisinin güçlü etkilerini fark etmiş. "Ruh yaralarını dua ile tedavi etmek isteyenler için, okunması gereken bir kitap..." diyor, Sayın.
***
'Dua, kulun Allah'a itimadının göstergesidir'
Duanın kul-Rab ilişkisiyle olduğu kadar kişinin kendi iç dünyasına dair meselelerle de yakından ilgili olduğu görüşünde Esma Sayın. Ona göre, "İnsan Rabb'ine yaklaştıkça iç dünyasında da taşlar yerli yerine oturuyor. Bu anlamda dua hayatın karşımıza koyduğu sorun ve açmazlar karşısında iç dünyamızın yaralarını sarmak için bir tedavi niteliğinde. Dua eden insan, bir yandan Allah'a olan köklü bağlılığını itiraf ederken, aynı zamanda O'nun yüce kudretine duyduğu çok derin itimadı teyit eder. Bu da kişiyi gereksiz kaygı ve korkulardan arındırır. Bu bakımdan dua, dindarlık tezahürü olmanın yanı sıra ruh sağlığının da anahtarı."
Dua vaktiniz olsun
Dua, ihmale gelmez. Ancak günlük hayatın akışı içinde duayı ihmal ediyor, bazen namazdan sonra bile dua etmeden kalkabiliyor, "Duanız olmasaydı, ne ehemmiyetiniz vardı." ayetini unutuyoruz. Çocuklarımıza da yeterince öğretemiyoruz. Hal böyle olunca onlar da kulluğunu Rabb'ine arz edecekleri eşsiz bir ibadetten mahrum kalıyorlar. Bu yüzden herkesin mutlaka bir dua vakti olmalı. Hiç olmazsa günde 15 dakikamızı duaya ayırmayı unutmayalım. Bu dua saatine çocuklarımızın da iştirak etmelerini sağlayarak, onları bir müminin en güçlü silahından mahrum bırakmayalım. Aklına gelen, gönlünden geçen duaları paylaşmaları hem onları Rabb'ine yaklaştırır hem de aile içindeki huzur ve muhabbeti artırır.
***
Bu ayetlerle dua edin
Kitapta çeşitli dua ve hadis kitaplarından alıntılara da yer verilmiş. Ancak ruhi bunalım ve sıkıntılara en güzel çareler yine ayetlerde gizli. Bunlar da ihmal edilmemiş. Çağımızın hastalığı stres, sıkıntı ve depresyona son vermek için Taha Sûresi'nin "Rabbi'ş-rahlî sadrî ve yessir lî emrî vahlül ukdeten min lisânî yefkahû kavlî. (Rabb'im göğsümdeki sıkıntılara inşirah ver. Sıkıntılarımı huzur ve mutluluğa dönüştür. İşlerimi kolaylaştır. Dilimdeki bağları çöz ki, işitenler sözlerimi anlasınlar.)" ayetleri okunabilir mesela.
Sabır ve şükürsüzlük engelini aşmak için Araf Sûresi'nin "Rabbena efriğ aleynâ sabran ve teveffenâ müslimîn (Rabb'imiz! Sabır yağdır üzerimize ve Müslüman olarak canımızı al)." ayetleri tavsiye edilmiş kitapta.
Modern dünyanın karmaşasında istikameti şaşırmak bir müminin en büyük kâbusu. Bu korkunun çaresi de farz namazlarda okuduğumuz Fatiha Suresi'nin ayetlerinde gizli: "İhdina's- sırâta'l- müstekîm, sırâta'l-lezîne enamte aleyhim gâyri'l mağdûbi aleyhim vela'd- dâllîn.(Bizi doğru yola hidayet et. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna. Öfkene uğramışların ve sapmışların yoluna değil.)"
Tedaviye psikolojik katkı
Depresyon, anksiyete, duygu durum bozukluğu, gelecek kaygısı, öğrenilmiş çaresizlik, günahkârlık ve güvensizlik duygusu, obsesif bozukluklar, panikatak, aşağılık ve yükseklik kompleksi, anormal davranış kalıpları, bağlanma, kişilik ve dikkat bozukluğu... Tüm bu sorunları duanın manevî terapisiyle, psikolojik ve tasavvufî açıdan tedavi imkânlarını gösteriyor, Sayın. Kitap, duanın sadece tedavi edici yönüyle de ilgili değil. Hangi durumlarda hangi duaların okunması gerektiğini anlatarak, çeşitli tavsiyeler de veriyor. Ruh sağlığı, muhabbet ve mutluluğun anahtarından sığınma ve korunma hatta ahlakı güzelleştirmeye yardımcı dualar bile var kitapta.

Doğum sonrası depresyona dikkat


Uzman Psikolog Sevda Sevimli Yurtseven, her yeni annenin bebeğini dünyaya getirdikten hemen sonra uzman yardımı alması gerektiğini söylüyor.

Annelik, birçok kadın için yaşanması gereken özel bir duygu. Fakat tüm güzelliklerine rağmen, anne rolüne alışmak, çocuğun bakımını üstlenmek ve onunla iletişim kurmak bazen depresyona neden olabiliyor.

Doğum sonrası depresyonun intihar nedeni bile olabileceğini belirten Yurtseven, bu durumun annenin ve dolaylı olarak çocuğun sağlığını etkileyen önemli problemlerden biri olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:
“Hamilelik ve doğum normal sağlıklı kadınlar için bile yorucu bir süreç olduğundan, kadınların loğusalık döneminde psikolojik sorun yaşama riski daha da yükselmektedir. Doğum sonrası ilk günlerde, “postpartum blues” denilen “doğum hüznü” sıklıkla görülebilir. Bu durum annelerde gözlenen normal sınırlarda olan endişe ve üzüntü halidir. En fazla 10 gün sürer, kendiliğinden ya da sosyal destekle kaybolur. Doğum sonrası depresyon ise; doğumdan sonra 4. haftalarda başlayan ve müdahale edilmezse 6 ay ila 1–2 yıl devam eden ciddi psikolojik travma haline gelir. Annede; aşırı yorgunluk, uykusuzluk, bedensel şikâyetler, ağlamalar, iştahsızlık ya da aşırı yemek yeme, umutsuzluk, aktivitelerden zevk alamama, suçluluk duyguları ortaya çıkar. Daha ağır durumlarda ise; kendini suçlama, ölüm düşünceleri veya girişimleri olabilir. Bu durum bebek ile ilişkiyi aksatır. Hatta ağır durumlarda bebeğe zarar verme düşünceleri ve davranışları da olabilir.”
DOĞUM SONRASI İLK AY UZMAN YARDIMI GEREKEBİLİRDoğum sonrası depresyon sıklığının oranı, yüzde 5 ila yüzde 20 olarak veriliyor. Yurtseven’e göre, doğum sonrası depresyonun, diğer depresyonlardan farkı; bebeğe karşı sevgisizliğin veya iki uca yakın karışık duyguların ön planda olması. Doğum sonrası depresyon nedenlerinin tam olarak bilinmediğini belirten Yurtseven, olası nedenleri şöyle sıraladı:
• Annenin aile içinde yaşadığı ekonomik zorluklar,
• Sosyal desteğin yetersiz olması,
• Eşle ilgili sorunlar yaşanması,
• Ölüm, ayrılık gibi beklenmeyen yaşamsal olaylar,
• Planlanmamış gebelikler,
• Çok doğum yapmış olmak,
• Annenin daha önceki gebeliklerde depresyon geçirmiş olması,
• Bebeğini anne sütü ile beslememe,
• Kayıpla sonlanan gebelik ve doğum deneyimleri,
• Erken anne-bebek ayrılığı,
• Bebeğin bakımı ile ilgili duyulan kaygılar.
Yukarıdaki belirtilerden bir ya da daha fazla risk etkeni olan kadınların doğumdan sonraki 1 veya 2. ayda depresyon açısından değerlendirilmesi önemlidir.
ANNE DOĞUM SONRASI DEPRESYONUN FARKINDA DEĞİL!Doğum sonrası depresyon sık görülmesine karşın çoğu kez tanı konulamamaktadır. Bu durumun başlıca nedenleri kadının olumsuz duyguları nedeniyle kendini suçlu hissetmesi ya da utanması, hangi uzmana başvuracağını bilemiyor olması, sosyal çevre tarafından eleştirilme korkusu, yeni doğan bebeğe çevrenin gösterdiği ilgi nedeniyle negatif duygularını saklama eğilimi olabilir. Çoğu kadın ise bu sorunları depresyon olarak adlandıramayıp destek arayışı içine girememektedir. Ülkemizde birinci basamak sağlık hizmetlerinin tam olarak gelişmemiş olması da bu tür sorunları olan kadınların belirlenmesinde zorluklara neden olmaktadır.”
RİSK ALTINDAKİLER GEBELİK DÖNEMİNDE BELİRLENEBİLİYORUzman Psikolog Sevda Sevimli Yurtseven, annelerin doğum sonrası depresyon yaşamaması için önceden önlem alınabildiğini söyledi ve “Gebeliğin 36. haftasında anne adaylarına kapalı zarf içinde bir anket formu ve depresyon testi verilmektedir. Doldurulmuş olan bu test ve anket formu uzman psikolog tarafından incelenir. Buradan edinilen bilgilerle risk altında olan gebeler belirlenir ve doğumdan sonra psikolojik bilgilendirme içerikli değerlendirilir. Risk altında görülen gebelere bilgi verilip, doğumdan sonra 4. haftada “postpartum depresyonu”nu belirleyen bir test uygulanır. Doğum sonrası depresyon tanımlandıktan sonra bireysel ya da aile psikoterapisi ve ilaç tedavisi uygulanır. Bu çalışma ile gebelerin ve annenin takibi yapılmakta, sorun varsa tespit edilmekte ve zaman kaybetmeden müdahale imkânı doğmaktadır” diye konuştu.